Judeo-Hristiyan Tarih Yazıcılığı, Oriyentalizm, Eski Anadolu Kültürleri, Arkeoloji ve Türkler

Ahmet ÜNAL   891–905

 

Öz: Yunan filolojisine önemli katkılarının yanında Sencer Şahin arkeolojiye atfedilen çarpık konuma ve onun Türkiye’de yanlış algılanmasına hayıflanırdı. Yazarın bunu akılda bulundurarak Sencer Şahin’in aziz anısına sunduğu makalesi tarih yazımı, felsefe, arkeoloji ve filoloji gibi tümü de tamamen Batı’da doğmuş ve gelişmiş, ardından Türkiye de dahil tüm dünyaya yayılmış bilim dallarıyla yakından ilintilidir. Bütün bu sosyal bilimler istisnasız bir şekilde Hristiyanlığın ve Avrupa'nın dini ve etik değerlerinin gölgesi altında ortaya çıkmışlardır. Dolayısıyla tarihsel ve arkeolojik araştırmaların yöntemleri, beklentileri ve yorumları da tek başına bu iki temel değer tarafından koşullanmıştır. Tarihsel ve arkeolojik verilerin maddi ve sanal talanının yakından incelenmesi, söz konusu verilerin "İncil ve Homeros ne kadar da haklıymış" sloganına hizmet ettiklerini açıkça göstermektedir.

Makale Avrupalı algılama biçimi, bunu kendilerine mal etmemiş veya değerlendirmeleriyle kendi standartlarını ortaya koyma becerisine sahip olmayan Üçüncü Dünya ülkelerinde sorgusuz sualsiz uyarlandığında ne gibi tuhaflık, çelişki ve çarpıklıkların ortaya çıkabileceğini incelemektedir. Bu noktada adı geçen bilimlere Batılı bakış açısından yaklaşan; tarihleme, yorumlama ve yağma yöntemleri gibi öznel sonuçlarını ortaya koyan ve onları Hristiyan olmayan (çoğunlukla Doğulu) ülkelere ihraç eden oryantalistlerin rolü önem arz eder. Geçmiş kültürlerin mirasından sadece Judeo-Hıristiyan tarih yazımı aslan payını aldığından, bir zamanların kültür beşiği olan coğrafyanın insanları için geriye hiçbir şey kalmamaktadır. Solan kültürlerin yaratıcıları ile modern etnisiteler arasında kurulan rahatsız edici bir ayrıcalık da söz konusudur.  Yazara göre bütün bu gelişmeler kitleleri bir ikileme sürüklemekte ve bu halklar yabancılar karşısında kaybettiklerini, onlar tarafından dolandırılarak kültürel miraslarının ellerinden alındığını hissetmektedirler. Yazar bu durumun onları ya eski eserleri tamamen inkar etmeye ya da geçmiş kültürlerle abartılı ve bilim dışı fikirler aracılığıyla kurgusal bağlantılar kurmaya ittiğini göstermektedir. Türkiye’de her türlü çarpıklık ve tuhaflığın yanı sıra  diğer tüm “tarih bilimleri” arasında tek başına arkeolojiye başat rol verilmesi şeklinde tezahür eden özel bir gariplik söz konusu olduğunu düşünen yazar geçtiğimiz yıllarda Troia arkeolojisi etrafında döndürülen oryantalist dolapların ürettiği, uyarı mahiyetindeki skandalları makale kapsamında etraflıca tartışmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Tarih yazımı; Oriyentalizm; Eski Anadolu uygarlıkları; Arkeoloji; Türkler; Troia arkeolojisi; Eskiçağ uygarlıklarının talan edilmesi.